Bu adresi, takip etmenizi tavsiye ederim. Dünya Kupası tahminleri yapan harika bir programı var. Üzerinde biraz çalışarak, arayüzün nasıl kullanılması gerektiğini, ne anlamlara geldiğini bulabilirsiniz. Orada verilen yüzdeleri de "Value Bet" mantığında kullanabilirsiniz.
http://www.bloomberg.com/visual-data/world-cup/
Şansınız bol olsun.
Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Haziran 2014 Çarşamba
17 Ekim 2013 Perşembe
Ersun Yanal ile İner Misin Çıkar Mısın?
Ersun Yanal, Konya Torkuspor maçındaki kazadan sonra; takımı yavaş yavaş tanımaya başlamış gibi... Daha önce Fenerbahçe için burada önerdiğimiz hızlı, bol atak oyunculu felsefeyi uygulaması ile uzun zamandır rastlayamadığımız bir seyir zevki geldi maçlara. Yine de, bu kadar pozitif bir futbola göre kafalarımızda birkaç soru işareti var.
Ersun Yanal, Fenerbahçe'de göreve geldiğinde; herkes, Fenerbahçe'nin yeni teknik direktörünün yönettiği takımlarda sert düşüşlerin yaşandığında hem fikirdi. Takım gümbür gümbür gidiyor, daha sonra tekerine çomak sokulmuş araba gibi pat diye duruyordu. Bu da lig başı beklentileri ile lig sonu gerçekleri arasında bir uçurum oluşmasına sebep oluyor.
Bu yazıda, bu durumu analiz etmek istedik. Aşağıdaki grafik, Ersun Yanal'ın yönettiği takımların liglerdeki performanslarını gösteriyor ve arka arkaya aldığı galibiyet ve mağlubiyet serileri ile ilgili bilgi veriyor.
Öncelikle her sezon aynı sayıda maçın değerlendirilmeye alınmadığını belirterek başlayalım. Ayrıca, maç sonuçlarını aldığım sitede hazırlık maçları, Avrupa kupaları gibi maçlar da olduğundan bazı sezonlar 1. sıradan başlamayabilir, veya 34'ten fazla maç sayısı olabilir. Grafiklerin okunması ile ilgili bir sorun olursa lütfen yorum bırakın, elimden geldiğince açıklama yaparım.
Grafikte, x-ekseni o yıl içerisinde Ersun Yanal'ın takımının başında olduğu maç sırasını, y-ekseni ise her maçta aldığı puana göre oluşturulmuş yumuşatılmış trendi (ilgilenenler için bir tür moving average) gösteriyor. Yani, değerler bir anda düşmüyor, daha önceki birkaç maçtaki sonuçları da göz önünde bulundurarak değişiyor. Böylece büyük inişleri, arka arkaya alınan kötü sonuçları veya iyi sonuçları gözlemlemek daha kolay oluyor.
2001-2002 ve 2002-2003 yıllarında Ankaragücü ve Gençlerbirliği'ni çalıştırırken lig sonunda çok büyük düşüşler görülüyor. Vestel Manisaspor'daki yılları ise çoğunlukla düşüş olarak gerçekleşmiş.
2007-2008 ve 2008-2009 yıllarında Trabzon'daki iniş ve çıkışları görüyoruz ancak çok sert oldukları söylenemez. Belki 2007-2008 yılının sonu için güzel bir yükseliş trendi diyebiliriz.
Eskişehirspor'la ilk sezonda ise sadece 13. (grafikte, gerçek sezonda değil) haftada sıkıntı yaşanıyor, daha sonra takım toparlanıyor.
Yani Ersun Yanal'ın son 4 sezonunda kendisini ünlü eden büyük çıkışlar ve büyük düşüşler çok yaşanmamış. Bir de Fenerbahçe'nin çok kaliteli takım kadrosu göz önüne alınırsa, bu sezon böyle bir sıkıntı yaşanmayacağını tahmin ediyorum.
Tabii ki burada çok fazla etken var. Teknik, taktik, fiziksel ve psikolojik. Zaman ne getirir bilinmez ancak korkulan olmayacak zannederim.
Bu grafikte, oynana tüm maçların sonuçlarını da ekledim. Böylece gerçek sonuçlar, ilk grafiğimizle uyumlu mu görebiliriz. Arka arkaya kırmızılar çok kötü, arka arkaya yeşiller çok iyi anlamına geliyor.
2007-2008 sezonunda deplasmandaki büyük düşüşün evde görülmemesi ise Ersun Yanal için güzel.
Sonuç
Yukarıda da belirttiğim gibi, sezon içinde çok can yakan Ersun Yanal düşüşleri; bu sene Fenerbahçe'yi çok etkilemeyecek gibi gözüküyor. Çünkü, yukarıdaki veriye göre Ersun Hoca, bu düşüşlerin çözümünü bulmayı başarmış gibi...
Herkese sevgiler.
17 Ağustos 2013 Cumartesi
Torku Konyaspor - Fenerbahçe
Maç böyle verilir, maç böyle alınır.
Ersun Yanal'a ne kadar büyük bir yuh varsa, Uğur Tütüneker'e de o kadar büyük bir alkış.
İkinci yarı Fenerbahçe sahada mıydı? Biz, taraftarlar göremedik de...
Tebrikler Konyaspor...
Fenerbahçe'de yine bir sıkıntı var. Rıdvan, Oğuz dönemlerinin başlangıçları gibi başladık. İyi ki Arsenal'de sakatlık problemleri var. Yoksa motorun eski model Anadol gibi tırt tırt tırt diye birden bire durduğu bu takım hezimet bir skor yaşayabilir.
Sezon içinde beklediğimiz düşüşü, maç içinde gördük.
Konyaspor'da değişiklikler müthişi, Fenerbahçe'de berbat. Ersun Yanal cepteki kredisinden yemeye başladı. Uzun süre kalacağını da düşünmüyorum. Umarım yanılırım.
Ersun Yanal'a ne kadar büyük bir yuh varsa, Uğur Tütüneker'e de o kadar büyük bir alkış.
İkinci yarı Fenerbahçe sahada mıydı? Biz, taraftarlar göremedik de...
Tebrikler Konyaspor...
Fenerbahçe'de yine bir sıkıntı var. Rıdvan, Oğuz dönemlerinin başlangıçları gibi başladık. İyi ki Arsenal'de sakatlık problemleri var. Yoksa motorun eski model Anadol gibi tırt tırt tırt diye birden bire durduğu bu takım hezimet bir skor yaşayabilir.
Sezon içinde beklediğimiz düşüşü, maç içinde gördük.
Konyaspor'da değişiklikler müthişi, Fenerbahçe'de berbat. Ersun Yanal cepteki kredisinden yemeye başladı. Uzun süre kalacağını da düşünmüyorum. Umarım yanılırım.
9 Ağustos 2013 Cuma
Şikeci UEFA...
UEFA kendisine şike davası açmalı...
Fenerbahçe'nin UEFA ile süregelen davası herkesin malumu. Fenerbahçe'nin, UEFA Şampiyonlar Ligi'nden elenmesinin de UEFA'yı sürecin karmaşıklaşmaması konusunda ne kadar rahatlatacağı belli. Fenerbahçe'nin olası rakiplerine bakıyorsunuz, en zorlu kura Arsenal...
Belki de UEFA'nın kura çekimlerinin önceden ayarlanmış olduğu konusunda kafa yormuş okuyucular mutlaka düşünmüştür, "Bize bu şartlarda kesin Arsenal çıkar" diye.Her ne kadar bu, Rosswell kazası, Mısır Tarlaları İşaretleri veya Hitler'in Arjantin'e kaçtığı gibi komplo teorilerine benzese de; UEFA'nın Şampiyonlar Ligi Grup sonrası maçları kura çekimlerinin şaibeli olduğuna inananlardanım. Çok uzun zamandır - Real Madrid - Barcelona'nın finalden önce karşılaşmaması gibi - ŞL maçlarının marka değerinin artması adına en fazla fayda sağlayacak veya en büyük reklam ve bahis gelirlerini yaratacak kuraları görmekteyiz.
6 Ağustos 2013 Salı
Ersun Yanal...
Fenerbahçenin Yeni Teknik Patronu
90'ların sonlarında Denizlispor'da, 2000'lerin başında Ankaragücü ve Gençlerbirliği'nde çok başarılı sezonlar çıkaran Ersun Yanal, daha sonra Milli Takımımızın başına geçmişti. Orada istediği performansı sergileyemeyen Yanal, çeşitli uzunluktaki aralarla Vestel Manisaspor ve Trabzonspor'u çalıştırmıştı, ancak bu takımlarda özlediği başarılı günlerine dönememişti. Çoğu kişi, Milli Takım'dan sonra motivasyon sıkıntısı çektiğini, başarısızlıktan sonra eskisi gibi geceli gündüzlü çalışmadığından dem vurmuştu.
Nihayet, 2011-2012 sezonunun ortasında Skibbe'den devraldığı Eskişehirspor'la, 2012-2013 Gençlerbirliği'nde oynattığı heyecan veren futbola yaklaştı. Özellikle Fenerbahçe ile kupa yarı finalinde oynanan maçların Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın takdirini toplamasına veya bu takdiri perçinlemesine yardımcı oldu.
Aykut Kocaman'ın sürpriz bir şekilde ve kamuoyu tarafından tam da anlaşılamayan sebeplerle ayrılmasından sonra; Ersun Yanal, pek de hoş olmayan bir bekleme sürecinin ardından Fenerbahçe'nin yeni teknik sorumlusu oldu.
Futbol Felsefesi
Ersun Yanal, spor yorumcuları tarafından maceracı ve kar-risk dengesini iyi ayarlamakta zorlanan bir teknik adam olarak değerlendiriliyor. Kendisi de; son yaptığı basın toplantısında, bu yıl taraftarların savunma önlemlerinin daha az olduğu bir Fenerbahçe futbol takımı izleyeceğini belirtti. Yani, 90'lı yılların sonunda Fatih Terim'in Galatasaray'da uyguladığı, "yediğinden daha fazla atarsan kazanırsın" mentalitesine benzer bir felsefe uygulayacak gibi bir beklenti var. Son zamandaki duruma bakarsak, bu beklentinin ne kadar gerçekçi olduğunu görebiliriz.

İlk gözümüze çarpan, Ersun Yanal'ın takımlarınn attığı gol sayılarının mutlaka lig ortalamasından yukarıda olduğu... Bunu tüm sezon boyunca takımın başında olsa da, sonradan gelse de, sezon bitmeden ayrılsa da başarıyor. Ancak Ankaragücü'nü çalıştırdığı her iki sezonda ve Gençlerbirliği'ni çalıştırdığı ilk sezonda, lig ortalamasının çok üstünde gol atılmasına rağmen, sonraki yıllarda ortalamaya çok yakın bir sayıda seyrettiği görülebiliyor. Son yıllarda ligde gol atmanın zorlaşması gerçeğini analizimize eklesek bile; yukarıdaki üç sezondaki gol ortalaması ile sonrakiler arasında büyük farklılıklar olduğu gerçek.
Gelelim yenen gol sayısına...Özellikle Gençlerbirliği ve Trabzonspor'u çalıştırırken lig ortalamasının oldukça altında kalması, ilginç bir işaret... Onun dışında ise genellikle lig ortalamasının ya biraz ya da oldukça üstünde gol yemiş. Yani iskeleti sağlam, takım defansı oturmuş, kaliteli defans oyuncuları olan takımlarla az gol yiyor.
Yine de, Ersun Yanal ile hızlı, bol gollü, hücum futbolunu bağdaştıracak bir veri son yıllara bakıldığında yok. Öyle bir bağın olduğu yanılgısı, zannederim ilk 4-5 yılında çalıştırdığı takımların (Denizlispor, Ankaragücü, Gençlerbirliği) performansından kaynaklanıyor. Grafiğe bakıldığında, son yıllarda, Ersun Yanal'ın 2000'li yılların başlarına göre daha az maceracı bir felsefeyi takip ettiği söylenebilir. Bunda belki de Milli takımda yaşadığı kısmi başarısızlık etkili olmuş olabilir.
Ancak benim bu konudaki yorumum şöyle:
Eğer Ersun Yanal'ın Gençlerbirliğ'ni çalıştırdığı dönemden sonra belirgin bir duraklama sürecine girdiğini kabul edersek ve yukarıdaki grafikte Gençlerbirliği ile yaşadığı son sezondaki değerlerine dikkat edersek, bir şekilde eski hücum felsefesinin yerine daha temkinli bir sistemi benimsediğini, ancak bu sistemi hücum sistemi kadar iyi uygulatamadığını düşünüyorum. Yani Ersun Yanal, belki de yaşadığı tecrübelerden dolayı çok başarılı olduğu sistemi bir kenara bırakarak, kendisine yeni bir felsefe belirlemiş. Bu sistemde de kayda değer birşey yapamamış.
Şu ana kadar Fenerbahçe, hazırlık maçları ve Salzburg'a karşı oynanan Şampiyonlar Ligi eleme maçında eski sistemi ile oynadı. 2 ön libero ile oyunu tutan bir yapıda. Bu sistem, bu tür oyunu tüm takımlarında oynatan ve bu taktiği iyi bilen, oyuncularını bu sisteme göre hazırlayan Aykut Kocaman ile başarılı idi. Ersun Yanal'ın bu sistemi bir an önce değiştirmesi gerektiğini savunuyorum.
Fenerbahçe'de daha önce Denizlispor, Ankaragücü ve Gençlerbirliği'nde oynattığı, bol riskli, çok adamla ileriye çıkan, geride açıklar verme pahasına oyunu rakibinin sahasına yıkan bir mentalite ile oynamasının daha faydalı olduğunu düşünüyorum. Fenerbahçe, geçmiş yıllarda oynadığı sistem bakımından, savunma bilgisi yüksek, dengeli bir takım. Riskli oynanan oyunlarda, diğer takımlara göre daha az gol yiyecektir. İleride çoğalabilirse, çok kaliteli ayakları ile golü rahatlıkla bulacaktır. Bu oyunu Türkiye'de en iyi oynatan iki teknik direktörden biri de Ersun Yanal'dır. Kendisini, Ersun Yanal'ı Ersun Yanal yapan felsefeye, öze dönmeye ve bu kadro ile keyif veren bir takım ve futbol yaratmaya davet ediyorum.
Fenerbahçe, Ersun Yanal döneminde yıllardır yaptığı yatırımın karşılığını ancak böyle alabilir. Aksi takdirde, taraftarı yine yoğun bir hüsranın beklediği görüşündeyim.
Bu vesile ile Fenerbahçe'nin büyük kaptanı Selçuk Yula'ya Allah'tan rahmet, yakınlarına da sabır diliyorum. Nur içinde yat Büyük Kaptan.
Bu vesile ile Fenerbahçe'nin büyük kaptanı Selçuk Yula'ya Allah'tan rahmet, yakınlarına da sabır diliyorum. Nur içinde yat Büyük Kaptan.
29 Haziran 2013 Cumartesi
Aradaki Farklar Kapanıyor Mu?
Daha önceki yazılarımızda (burada ve burada) ligimizin ve üst düzey birkaç Avrupa liginin puan ortalamalarına, standart sapmalarına ve temel istatistik değerlerine bakarak bir değerlendirme yapmıştık.
Şimdi; geçtiğimiz 2012-2013 sezonunun, puanların dağılımı bakımından geçmişteki diğer sezonlara göre daha dengeli olduğunu bir kaç grafikle göstermek istiyorum.
24 Mayıs 2013 Cuma
Pasın Önemi :)
O Gol...
Çoğu kişi bu golü gelmiş geçmiş en güzel gol olarak görüyor. Ama işin arka tarafında çok haklı(!) bir serzeniş var...
Maradona'nın 1986 Meksika Dünya Kupası'nda attığı bu golle ilgili olarak; Enrique'nin, Maradona'ya orta sahayı geçmeden önce verdiği pasla ilgili olarak, "Gol için birçok övgü oldu ama ona verdiğim enfes pastan sonra o basit golü atamasaydı, öldürülmeliydi." dediği rivayet edilir.
23 Mayıs 2013 Perşembe
Ligimizin Puan Analizi
Lig bitti, Galatasaray şampiyon oldu. Tebrikler...
17 Mayıs 2013 Cuma
Şampiyonlar, küme düşenler, UEFA umudu - II
Bu yazı, şurada başlamış olan serinin devamı niteliğinde. Şimdi, geçtiğimiz yazıda vermeye başlamış olduğum bilgileri biraz daha görsel bir şekilde ifade etmeye çalışacağım. Belki birkaç başka ayrıntı daha görebiliriz.
Bu analizde kutu grafiği ve histogram kullanacağız. Sadece bu analiz için değil, genel olarak bilinmesi son derece faydalı istatistiksel araçlar. Ben, özellikle kutu grafiklerinin(box-plot) büyük bir hayranıyım.
Analiz
TürkiyeLigimize baktığımızda, en dikkat çekici şey, özellikle ligin zirvesindeki takımların outlier(sapkın değer - dışlak) olmaları. Yani ligin zirvesindeki takımlar, diğer takımlara dikkate değer farklar atabiliyorlar.
Ayrıca, 2-2.25 puan aralığının 2.25-2.50 puan aralığından yüksek olması da dört büyüklerden ikisi mücadele ederken, diğer iki takımın da onlardan geri kalmasına rağmen takipçilerine fark attıkları sonucunu getiriyor.
Soldaki grafikteki en uzun iki çubuk, takımların çoğunluğunun 1-1.5 puan aralığında olduğunu gösteriyor. Özellikle sağdaki kutu grafiğinin kenarındaki kırmızı köşeli parantez, en sık %50'yi gösteriyor ki bu da yaklaşık 1.15 ve 1.5 puan arasında en yoğun olarak puan alındığını gösteriyor.
Bütün liglerde görüleceği gibi ligimizin puan yapısı da left-skewed (sola çarpık), yani ortalamadan az puan alan takımların sayısı, çok puan alan takımların sayısından çok. Bunun başlıca sebebi de çoğunlukla şampiyonluk yarışındaki 2-3 takımın puan farkını çok açması.
İspanya
İspanya'da da ligimize benzer bir yapı görülüyor. Burada da şampiyonluk yarışındaki takımlar, genellikle ligi diğer takımlardan çok daha büyük farklarla önde bitiriyorlar. Birkaç istisna dışında Real Madrid ve Barcelona'nın puan farkını hep açtığını hatırlıyoruz. Buradaki fark, ülkemizdeki ligden bile fazla, bunu özellikle 2.5 puan ortalamasına çıkan takımların varlığından ve 2 puan ortalamasına çıkan takım sayısının azlığından anlayabiliyoruz.
İspanya liginde takımlar en fazla 1-1.25 puan ortalaması ile oynuyorlar gibi gözüküyor. Ülkemizde 1.25-1.5 aralığında daha fazla takım olduğunun altını çizelim. Bu özellikler, İspanya liginin kendi içinde rekabetçilikten uzak olduğunun altını bir kez daha çiziyor.
İngiltere
Türkiye ve İspanya liglerine göre daha fazla rekabet olan bir lig İngiltere Premier Ligi. 2.5 puan ortalamasının üzerine çıkılmadığı gibi, hiç bir şampiyon da outlier olmamış. Bunun sebebi, üst sıralarda yarışan takımların birbirlerinden kopmaması denebilir.
Ayrıca, 1.75 puan ortalamasının üstünde performans yakalayan takımların çokluğu da dikkat çekiyor.
Ama İngiltere liginde bir başka şey dikkati çekiyor. Diğer iki ligde en sık %50 aralığı (kırmızı köşeli parantezle gösterilen bölge) 1 ortalamanın üzerinden başlarken, burada 0.75 civarından başlıyor. Bu da ligdeki düşük performanslı takımların kalitesinin, diğer takımlara göre daha düşük olduğu anlamına da geliyor.
Genel olarak şunu söyleyebiliriz. İngiltere'de yüksek kalibredeki takımlar, birbirleri ile daha başa başken, düşük kalibredeki takımlar, ön gruptan çok gerideler, ayrıca diğer liglerde düşmeye oynayan takımlara göre de rekabet yetenekleri daha az.
İtalyaGenelde, şampiyonların 2-2.25 puan aralığında bitirdiği bir lig İtalya. Grafikte de görüleceği gibi sadece 2006-2007 yılında Mancini'li İnter 2.5 puanın üzerinde bir ortalama ile şampiyon olmuştu. O yıl, 17 kere üstüste kazanarak rekor da kırmışlardı.
Yukarıdaki grafiğe bakıldığında İtalya'nın da ligin tepesinde çok çekişmeli, dibinde ise daha az çekişme görülen bir lig olduğu anlaşılıyor.
Almanya
İşte tek bir tane bile sıra dışı verisi olmayan bir lig. Almanların kendileri gibi düzenli ve tahmin edilebilir. Bu ligde de çekişmenin üst sıralarda çok yoğun olduğu görülebiliyor.
Genellikle takımlar 0.9 - 1.4 aralığında puan alıyorlar. Fakat ondan sonra da kopmalar olmadan zirve ve Avrupa kupası yarışı devam edebiliyor.
Alman liginde, Bayern Münich ve Borussia Dortmund gibi birinci sınıf takımları bir kenara bırakırsak, ikinci sınıf takımların sayısının çok olduğu ve bir çok farklı takımın zirveyi zorladığı açık. Yine de küme düşen takımların kaderleri genellikle ligin sona ermesinden çok daha önce belli oluyor. Bu ligde çekişmenin en fazla olduğu bölge, orta üst sıralar denebilir.
Fransa
İşte çekişme böyle olur. Daha önceki yazımızdan Fransa ligindeki standart sapmanın yani değişkenliğin az olduğunu, takımların ligin sonunda birbirini çok yakın puanlarla izlediklerini söylemiştim. Gerçekten de şampiyonun sadece bir kere 2.25 puan civarına çıkması da bunu gösteriyor.
24 Mart 2013 Pazar
Şampiyonlar, küme düşenler, UEFA umudu - I
Bu yıl Süper Lig'de olağan dışı bir sezon yaşıyoruz. Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray hiç de alışık olmadığımız şekilde puanları birer üçer bırakıyor. Peki normalde ligimiz puan toplama bakımından nasıl bir tablo çiziyormuş? Bundan önceki yıllarda Türkiye liginde durum nasılmış? Kim kaç puanla veya kaç puan ortalaması ile şampiyon olmuş? Diğer ülkelerde durum ne? İnceleyelim.
Aşağıdaki tabloda, Süper Lig, Premier Lig, La Liga, Serie A, Bundesliga ve Lique 1'in maç başına alınan puanlar bakımından tanımlayıcı istatistikleri bulunuyor.
Standart Sapma: Takımlar aldıkları ortalama puan bakımından ne kadar farklılık gösteriyorlar? Bu değerin yüksek olması ortalama etrafında daha büyük çeşitlilik, küçük olması daha düşük çeşitlilik anlamına geliyor.
İlk Çeyrek: Değerler küçükten büyüğe sıralandığında en alttaki %25'lik dilimin üst sınırı, ligi alt sırada bitiren takımların performansı hakkında bilgi verir.
Medyan: Değerler küçükten büyüğe sıralandığında tam ortadaki değeri verir. Ortalama ile benzer görev görür.
Üçüncü Çeyrek: Değerler küçükten büyüğe sıralandığında en üstteki %25'lik dilimin alt sınırını gösterir, ligi üst sırada bitiren takımların performansı hakkında bilgi verir.
Ligin dibindeki takımların performansını gösteren İlk çeyrek istatistiğine göre, bu konudaki en iyi büyük bir farkla Türkiye. Türk liglerinde son sırada bulunan takımlar, diğer liglerde aynı durumdaki takımlara göre çok daha rekabetçi. Bu istatistikte en az rekabetçi olan alt sıra takımları İngiltere ve Almanya'da.
Üçüncü çeyrek istatistiklerini incelediğimizde, İngiltere ve Almanya Liglerinin değerleri dikkat çekiyor. Bunu İngiliz ve Alman takımlarından kalbur üstü olanlarının hepsinin oldukça rekabetçi olmasına bağlayabiliriz. Ülkemizde, genellikle 2 takım bazen de bir üçüncü takım şampiyonluk yarışına giriyor, ondan sonraki takımlar ise İngiliz ve Alman takımlarının üst düzey takımları kadar rekabetçi olamıyorlar.
Medyan bilgisini en sona sakladım. Medyanın ortalamadan yüksek olması, iyi takımların çokluğunu, tam tersi ise azlığını gösterir. Buna göre, tüm liglerde ortalamanın üstünde puan alan takımlar yarıdan az. Bu bilgi yine liglerin rekabetçiliği ile ilgili bir bilgi. Buna göre medyanı, ortalamaya en yakın olan takımlar daha rekabetçi oluyorlar.
Aşağıdaki tabloda, Süper Lig, Premier Lig, La Liga, Serie A, Bundesliga ve Lique 1'in maç başına alınan puanlar bakımından tanımlayıcı istatistikleri bulunuyor.
Tablodaki değerler bize ne anlatıyor?
Ortalama: Her ligde maç sayısı aynı olmadığından maç başına ortalama kaç puan alındığı daha iyi bir gösterge,
Standart Sapma: Takımlar aldıkları ortalama puan bakımından ne kadar farklılık gösteriyorlar? Bu değerin yüksek olması ortalama etrafında daha büyük çeşitlilik, küçük olması daha düşük çeşitlilik anlamına geliyor.
İlk Çeyrek: Değerler küçükten büyüğe sıralandığında en alttaki %25'lik dilimin üst sınırı, ligi alt sırada bitiren takımların performansı hakkında bilgi verir.
Medyan: Değerler küçükten büyüğe sıralandığında tam ortadaki değeri verir. Ortalama ile benzer görev görür.
Üçüncü Çeyrek: Değerler küçükten büyüğe sıralandığında en üstteki %25'lik dilimin alt sınırını gösterir, ligi üst sırada bitiren takımların performansı hakkında bilgi verir.
| Türkiye | İtalya | Fransa | Almanya | İngiltere | İspanya | |
| Ortalama | 1.384 | 1.351 | 1.35 | 1.37 | 1.371 | 1.38 |
| Standart Sapma | 0.43 | 0.396 | 0.338 | 0.391 | 0.447 | 0.403 |
| İlk Çeyrek | 1.147 | 1.105 | 1.132 | 1.081 | 1.032 | 1.132 |
| Medyan | 1.294 | 1.25 | 1.303 | 1.294 | 1.25 | 1.237 |
| Üçüncü Çeyrek | 1.588 | 1.1605 | 1.546 | 1.633 | 1.652 | 1.579 |
Beraberlik
6 lige baktığımızda en yüksek puan ortalaması Türkiye'de, daha sonra İspanya geliyor. Bunu şöyle değerlendirebiliriz. Beraberliklerden toplamda 2 puan, bir takımın galip gelmesi durumunda ise 3 puan alındığına göre, ortalaması yüksek olan liglerde beraberlik oranı az, düşük olanlarda ise beraberlik oranı çoktur. Bu bakımdan, İtalya ve Fransa en fazla beraberlik alınan ligler oluyor.Değişkenlik
Standart sapmaya göre, iyi takımlar ile kötü takımlar arasındaki en büyük fark İngiltere'de. Daha sonra bizim ligimiz geliyor. İngiltere Ligi'ndeki takım sayısının 20 olduğu düşünülürse, İngiltere ile beraber 1.liği paylaştığımız söylenebilir. Bu konuda, takımların birbirine denkliği bakımından Fransa Ligi diğer tüm liglere büyük fark atıyor. Zaten bunu da, bir sene önce şampiyonluğa oynayan takımın bir sene sonra küme düşme mücadelesi vermesinde (veya tam tersi) görebiliyoruz. Yani Fransa Ligi herkesin birbirini yenme ihtimalinin en fazla olduğu lig. Bahis oynarken kesinlikle uzak durulması gereken lig :) . Hem beraberlikler çok, hem de takımlar dengeli.Ligin Dibi - Ligin Zirvesi Analizleri
Ligin dibindeki takımların performansını gösteren İlk çeyrek istatistiğine göre, bu konudaki en iyi büyük bir farkla Türkiye. Türk liglerinde son sırada bulunan takımlar, diğer liglerde aynı durumdaki takımlara göre çok daha rekabetçi. Bu istatistikte en az rekabetçi olan alt sıra takımları İngiltere ve Almanya'da.
Üçüncü çeyrek istatistiklerini incelediğimizde, İngiltere ve Almanya Liglerinin değerleri dikkat çekiyor. Bunu İngiliz ve Alman takımlarından kalbur üstü olanlarının hepsinin oldukça rekabetçi olmasına bağlayabiliriz. Ülkemizde, genellikle 2 takım bazen de bir üçüncü takım şampiyonluk yarışına giriyor, ondan sonraki takımlar ise İngiliz ve Alman takımlarının üst düzey takımları kadar rekabetçi olamıyorlar.
Medyan bilgisini en sona sakladım. Medyanın ortalamadan yüksek olması, iyi takımların çokluğunu, tam tersi ise azlığını gösterir. Buna göre, tüm liglerde ortalamanın üstünde puan alan takımlar yarıdan az. Bu bilgi yine liglerin rekabetçiliği ile ilgili bir bilgi. Buna göre medyanı, ortalamaya en yakın olan takımlar daha rekabetçi oluyorlar.
Devam edecek...
Bu giriş yazısından sonra, bu konuda daha detaylı analiz ve grafiklere buradan devam edebilirsiniz...24 Şubat 2013 Pazar
Fenerbahçe futbol takımının savunması iyi yolda mı?
Dönemsel ama önemsiz mi?
Mevcut performansını göz önüne aldığımızda Fenerbahçe'nin 4 maçtır gol yememesinin olasılığı nedir? Bu oran çok küçükse, Fenerbahçe'nin defansında bir iyileşme var diyebilir miyiz?Aykut Kocaman bu durumlar için dönemsel diyor. Bir süre sonra sona ereceğine göre, evet, dönemsel. Peki önemsiz mi? İçinde hiç bilgi barındırmıyor mu? İkisine de hayır, yani önemli ve içinde bilgi barındırıyor. Haydi bir göz atalım ve o bilgiyi oradan çıkartalım.
Fenerbahçenin sezonun başından beri ligde, kupada ve Avrupa liginde maçlara göre yediği goller şunlar:
Tarih
|
EvSahibi
|
Skor
|
Misafir
|
18.07.2012
|
Fenerbahçe
|
1 - 1
|
MTK Budapest
|
21.07.2012
|
Fenerbahçe
|
1 - 1
|
Newcastle United
|
23.07.2012
|
Fenerbahçe
|
0 - 0
|
Dinamo Tbilisi
|
01.08.2012
|
Fenerbahçe
|
1 - 1
|
SC Vaslui
|
08.08.2012
|
SC Vaslui
|
1 - 4
|
Fenerbahçe
|
12.08.2012
|
Galatasaray
|
3 - 2
|
Fenerbahçe
|
18.08.2012
|
Elazığspor
|
1 - 1
|
Fenerbahçe
|
21.08.2012
|
Spartak Moscow
|
2 - 1
|
Fenerbahçe
|
25.08.2012
|
Fenerbahçe
|
3 - 0
|
Gaziantepspor
|
29.08.2012
|
Fenerbahçe
|
1 - 1
|
Spartak Moscow
|
02.09.2012
|
Sivasspor
|
0 - 0
|
Fenerbahçe
|
16.09.2012
|
Fenerbahçe
|
2 - 1
|
Mersin İdman Yurdu
|
20.09.2012
|
Fenerbahçe
|
2 - 2
|
Marseille
|
24.09.2012
|
Fenerbahçe
|
0 - 0
|
Trabzonspor
|
29.09.2012
|
Kasımpaşa
|
2 - 0
|
Fenerbahçe
|
04.10.2012
|
Mönchengladbach
|
2 - 4
|
Fenerbahçe
|
07.10.2012
|
Fenerbahçe
|
3 - 0
|
Beşiktaş
|
20.10.2012
|
Bursaspor
|
1 - 1
|
Fenerbahçe
|
25.10.2012
|
AEL
|
0 - 1
|
Fenerbahçe
|
29.10.2012
|
Fenerbahçe
|
1 - 3
|
Antalyaspor
|
03.11.2012
|
Akhisar Bld.Genç.
|
1 - 2
|
Fenerbahçe
|
08.11.2012
|
Fenerbahçe
|
2 - 0
|
AEL
|
11.11.2012
|
Fenerbahçe
|
2 - 1
|
Orduspor
|
17.11.2012
|
Eskişehirspor
|
1 - 1
|
Fenerbahçe
|
22.11.2012
|
Marseille
|
0 - 1
|
Fenerbahçe
|
25.11.2012
|
Fenerbahçe
|
4 - 1
|
Gençlerbirliği
|
28.11.2012
|
Fenerbahçe
|
1 - 0
|
Pendikspor
|
02.12.2012
|
Kayserispor
|
1 - 1
|
Fenerbahçe
|
06.12.2012
|
Fenerbahçe
|
0 - 3
|
Mönchengladbach
|
09.12.2012
|
Fenerbahçe
|
2 - 1
|
Büyükşehir Bld.
|
12.12.2012
|
Fenerbahçe
|
4 - 0
|
Göztepe
|
16.12.2012
|
Galatasaray
|
2 - 1
|
Fenerbahçe
|
19.12.2012
|
Fenerbahçe
|
2 - 0
|
Sivasspor
|
22.12.2012
|
Fenerbahçe
|
1 - 3
|
Karabükspor
|
08.01.2013
|
Fenerbahçe
|
1 - 1
|
Genk
|
13.01.2013
|
1461 Trabzon
|
0 - 2
|
Fenerbahçe
|
16.01.2013
|
Bursaspor
|
2 - 3
|
Fenerbahçe
|
20.01.2013
|
Fenerbahçe
|
2 - 2
|
Elazığspor
|
23.01.2013
|
Fenerbahçe
|
3 - 0
|
Bursaspor
|
26.01.2013
|
Gaziantepspor
|
1 - 2
|
Fenerbahçe
|
30.01.2013
|
Sivasspor
|
0 - 0
|
Fenerbahçe
|
03.02.2013
|
Fenerbahçe
|
1 - 2
|
Sivasspor
|
10.02.2013
|
Mersin İdman Yurdu
|
0 - 1
|
Fenerbahçe
|
14.02.2013
|
BATE Borisov
|
0 - 0
|
Fenerbahçe
|
17.02.2013
|
Trabzonspor
|
0 - 3
|
Fenerbahçe
|
21.02.2013
|
Fenerbahçe
|
1 - 0
|
BATE Borisov
|
Dikkat ederseniz, son 4 maçta Fenerbahçe kalesinde gol görmemiş.
Poisson Dağılımı
Bir maçta atılan, yenen veya toplam gol sayısı bir Poisson sürecine yakınsar. Önümüzdeki günlerde, bununla ilgili daha fazla bilgi vereceğim. (Çok önemli bir bilgi aslında, şimdilik böyle kabul edelim, daha sonra gol tahmini, alt-üst, kazanan - kaybeden ve daha bir sürü şey için kullanacağız). Hatta futbolda meydana gelen bir çok veri dağılımından da o yazımda bahsetmeyi planlıyorum.
Şimdi gelelim hesaplamalara (Hesaplama adımları ilgisini çekmeyenler doğrudan sonuç kısmına geçebilir :) )
Poisson dağılımının genel formülü
\[f(k;\lambda )=\Pr (X=k)=\frac{{{\lambda
}^{k}}{{e}^{-\lambda }}}{k!}\]
e: doğal logaritma tabanı$\lambda$ : Ortalama ve standart sapma
Fenerbahçe'nin bir maçta yediği gol ortalaması = Standart Sapma = $\lambda$ ~= 1.05 (Son 4 maç hariç)
Bu bilgiye göre, Fenerbahçe'nin bir maçta gol yememe olasılığı:
\[f(0;1.05)=P(X=0)=\frac{{{1.05}^{0}}{{e}^{-1.05}}}{0!}=0.35=\%35\]
Fenerbahçe'nin 4 maç üstüste gol yememe olasılığı (yaklaşık olarak):
\[f(0;1.05 * 4) = f(0;4.2)=P(X=0)=\frac{{{4.2}^{0}}{{e}^{-4.2}}}{0!}=0.015=\%1.5\]
Sonuç

UEFA'da son 16'ya kalındı, kupada en zorlu rakipler elendi, ligde önemli üç deplasmanda galibiyet alındı. Fenerbahçe'de bir canlanma var, birşeyler değişiyor gibi. Özellikle Emre'nin gelmesi takımı daha aktif, daha istekli bir görünüme büründürdü.
Maçlarda genel sorun şuydu, rakipler az geliyordu ama öz geliyordu. Maçın üstünlüğü hep Fenerbahçe'deydi ama olduk, olmadık, kötü goller yeniyordu. Peki şimdi, savunma anlamında bir şeyler değişiyor olabilir mi?
Neticede, Fenerbahçe daha önceki 42 maçta ortalama olarak 1.05 gol yemiş - geçen sezonlara göre yüksek bir ortalama - ancak son 4 maçta hiç gol yememiş. Yukarıda yaptığımız hesaplamalara göre böyle bir olayın olma ihtimali %1.5. Rastgele olması oldukça düşük bir ihtimal ama bu kadar maç yapan bir takım için imkansız değil. Buna göre şu durumlar meydana gelmiş olabilir:
- Fenerbahçe'nin son 4 rakibi de çok zayıftı, Fenerbahçe karşısında gol atma yetenekleri kısıtlıydı, ve bu dört rakip de arka arkaya Fenerbahçe ile karşılaştı.
- Bu kadar çok maç yapan bir takım elbette ki bu süreçte bir dönem gol yemeyecekti.
- Fenerbahçe'nin defansı iyi yolda, gerçekten eskiye göre daha iyi bir performans çiziyorlar.
Sevgiler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Popüler Yayınlar
-
Bu serimizde, İddaa'da alt/üst oynarken kullanabileceğimiz bir metottan bahsedeceğim. Kısaca hatırlatalım. Daha önce, futbolda gol sa...
-
Daha önce bahsettiğim Beklenen Değer (EV)'inizi yükseltmek için son derece kolay bir yöntemden bahsetmek istiyorum: Gol Üstünlüğü Reytin...
-
"Bu sitede İddaa" ile ilgili açıklamam burada İddaa bir olasılıklar, bir istatistik oyunu. Bu oyunu oynarken de olasılık teorisi...
-
Yazının ilk bölümüne buradan ulaşabilirsiniz. Adım 4. Takımların ortalamalarına göre gol sayılarının olasılıklarını hesaplama Buraya ka...
-
Merhaba, Uzun zamandır bu siteden indirdiğiniz EXCEL dosyalarında "?AD" veya "AD?" şeklinde hatalar aldığınızı yazmışs...















